• 29 May Wednesday
  • MMO
Türkiye Enerjide Nereye Gidiyor?

Enerjiden yararlanmak modern çağın gereği ve temel bir insan hakkıdır. Enerji kaynaklarının değerlendirmesinden başlayarak üretim, iletim, dağıtım aşamalarında toplum çıkarlarının gözetilmesi, bütün bu süreçlerde çevreye, iklime ve doğaya olumsuz etkileri asgari düzeyde tutulması gereklidir.

Orhan Aytaç

Makina Mühendisi

TMMOB MMO Enerji Çalışma Grubu Üyesi

2010’dan bu yana, her yıl sürekli güncellediğimiz Türkiye Enerji Görünümü çalışmamızda bu sene; önceden olduğu gibi, birincil enerji tüketimi, elektrik enerjisi üretimi, kapasite kullanımı, yakıtlar ve kaynaklar, dışa bağımlılık ve diğer konulardaki güncel verilere yer verilmiştir. Bu bilgilerin yanı sıra elektrik enerjisi sektöründe son bir senede yaşanan gelişmelerden; kapasite mekanizması, yerli kömürden üretilen elektriğe sabit fiyatla alım garantisi verilmesi, çevre koruyucu yatırımları öteleme niyeti, YEKDEM’in amaç dışı kullanımı, YEKA’lar, enerji sektöründe alınan kredilerdeki sorunlar, nükleer santral projeleri, Akdeniz’de doğal gaz aramaları konuları ele alınmıştır. Mevcut durumun anlatılması ve eleştirisiyle yetinilmemiş, ülke ve toplum yararı doğrultusunda çözümler içeren önerilerimiz de, dile getirilmiştir. Bu konulardan bazılarına kısaca değinirsek;

5346 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 18.05.2005 tarihinden sonra işletmeye giren ve 2020 yılı sonuna kadar işletmeye girecek tesisleri kapsayan Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM), elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının payının artmasını sağlamıştır. İlgili yönetmeliklerde yerli ekipman oranının artırılması da hedeflenmiştir. Bu yönleriyle olumlu bularak “alkışladığımız” YEKDEM, yanlış uygulamalarla bazı olumsuz sonuçlara da yol açmıştır. Başlangıçta küçük kapasiteli ama verimli, ulaşılması zor ve piyasa koşullarında elektrik satışı açısından ekonomik olmayan kaynakların elektrik üretimine kazandırılması düşünülmesine rağmen, uygulamada bu kriterlerin dışına çıkılmasıyla (özellikle barajlı büyük santralların da sisteme dahil edilmesiyle) elektrik fiyatlarının yükselmesine bir ölçüde sebep olmuş ve ayrıca çevreye zararlı bazı yatırımların önünü açmıştır. Bu nedenle, bugün varılan noktada YEKDEM gözden geçirilmek zorundadır. Enerji yatırımlarının planlı bir şekilde, toplum, kamu ve ülke çıkarları doğrultusunda yönlendirilebilmesi için, yalnız belirlenecek ölçütlere uyan yenilenebilir enerji yatırımlarına destek verilmelidir.

Büyük alanlar üzerine büyük güçlerde güneş ve rüzgar enerjisi tesisleri kurulması amacıyla, alım garantili, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları ve Bağlantı Kapasiteleri Tahsisi (YEKA) ihaleleri yapılmıştır. Hem güneş, hem de rüzgar için yapılan ilk ihalelerde saptanan oranda yerli ekipman üretimi ve Ar-Ge zorunluluğu da vardır. Ancak geldiğimiz noktada bu ihaleleri kazanan firmalar üretim tesisleri konusunda kayda değer bir gelişme sağlayamamışlardır. YEKA-GES 1 (1.000 MW) ihalesini kazanan Kalyon-Hanwha grubundan Güney Koreli teknoloji firması Hanwha 2019 başında ortaklıktan çekilmiştir. Sözleşme gereği 2019 yılbaşında işletmeye geçmesi gereken fabrika ise henüz kaba inşaat aşamasındadır. İlk YEKA-RES (1.000 MW) ihalesini Kalyon-Türkerler-Siemens grubu kazanmıştır. Ekim 2019’da işletmeye geçmesi gereken fabrika için, Siemens Ağustos 2018’de Aliağa Organize Sanayi Bölgesinden yer satın almıştır. YEKA-GES 2 ihalesi iptal edilmiş, YEKA RES 2 açık artırması ise ertelenmiştir. Şimdi mikro YEKA’lardan bahsedilmektedir. Bu durumda YEKA’ların geleceği konusunda iyimser olmak çok zordur.

Öte yandan hali hazırda elektrik enerjisi üretiminde kapasite fazlamız var. 2018 yılında anlık en yüksek ihtiyaç 46.160 MW olarak 1 Ağustos saat 15.20’de gerçekleşmiş olup o tarihte kurulu güç 87.293,6 MW’tır. İhtiyaç, kapasitenin %52,9’udur. Yıllık üretim ve tüketimi ele aldığımızda ise 2018 yılı proje üretim kapasitesi 461.771 GWh iken gerçekleşen tüketim 300.717 GWh, kapasite kullanımı %65’dir. Devam etmekte olan veya planlanan yatırımları ele aldığında karşımıza büyük bir proje stoğu çıkmaktadır. EPDK 2019 Ocak Proje İlerleme Raporundaki inşa halindeki enerji üretim projelerinin (nükleer hariç) tümünün ve bunlara ilaveten 7.700 MW gücünde rüzgar ve güneş santrali yatırımlarının tamamlandığı varsayılarak yaptığımız projeksiyona göre 2024’e kadar devreye girecek santrallerle, kurulu güç yaklaşık 116.000 MW olacak ve proje üretim kapasitesi 595.300 GWh’ı bulacaktır. Halbuki TEİAŞ ve ETKB’nın 2024 baz tüketim tahmini 392.100 GWh’tır.

Yıllardan beri, abartılmış talep tahminlerine göre ve herhangi bir planlamaya dayanmadan yapılan yatırımlara dikkat çekiyoruz. Önceki yıllardaki uyarılarımız görmezden gelindi. Ancak şimdi yatırımcı firmaların ve finansman sağlayan bankaların üst düzey yetkilileri bu konudaki sıkıntıları dile getiriyorlar. Fazla yatırımdan bahsediyorlar. Birçok şirketin almış oldukları kredileri ödeyemeyecekleri, bazılarının borçların yapılandırılmaya çalışıldığı belirtiliyor.

Öte yandan, siyasi iktidar özel şirketlere kamu kaynaklarından çeşitli ayrıcalıklar tanımaya, destekler vermeye devam ediyor. Yerli kömür yakan veya ithal kömürü yerli kömür ile karıştırarak yakan santrallere yıllık teorik üretimlerinin yarısı için piyasa fiyatının üstünde bedel ile alım garantisi veriliyor. Bir diğer destek uygulaması ise 20 Ocak 2018’de yayınlanan ve daha bir senesini doldurmadan yararlanma ölçütleri ve ödeme sistemi esastan değişen Kapasite Mekanizmasıdır. Plansızlık sonucu kurulan, ihtiyaç fazlası ve üretim maliyetleri yüksek doğal gaz santralları ile yerli kömür yakan veya ithal kömürü yerli kömür ile karıştırarak yakan santrallere, enerji satış bedellerine ilaveten, 2018 yılında 1.407.116.257 TL ödendi. 2019 yılında bazı hidroelektrik santrallar da sistem kapsamına alındı ve 2.000.000.000 TL bütçe ayrıldı. Ayrıca, basında, çevre izni bulunan termik santrallara da bir teşvik verilmesinin gündemde olduğu, çevre izni bulunan santralların tarifelerinde yüzde 3 oranında bir teşvik verilebileceği ifade ediliyor. Bu durum karşısında doğal olarak aklımıza “Tesisler çevre izinleri olmadan nasıl işletilebiliyorlar? Çevre mevzuatına uyum bu şekilde mi sağlanmalı?” soruları geliyor. Zaten, 2013-2015 yılları arasında özelleştirme yoluyla EÜAŞ’tan kömür santralı satın alan şirketlere, ihale sürecinde taahhütte bulunmuş olmalarına rağmen, tesislerin çevre mevzuatına uyumunu sağlamaları için 2019 yılı sonuna kadar süre tanındı. Firmaların bir kısmı bu süreyi mevcut filtre, baca gazı kükürt arıtma tesisleri vb. çevre koruyucu ünitelerini bile çalıştırmama, “çevreyi kirletme hakkı, özgürlüğü” süresi olarak kullandılar. Hali hazırda, santralların birçoğunda gerekli yatırımların yılsonuna kadar tamamlanmama olasılığı çok yüksek.

Yukarıda belirtilen çeşitli uygulamalarla ve barajlı HES’ler başta olmak üzere büyük santralların YEKDEM kapsamında değerlendirilmesi yoluyla özel yatırımcılara kamudan kaynak aktarılmasına ve santrallarda çevre koruyucu önlemlerin göz ardı edilmesine son verilmelidir.

Kirlenmeden, Kirletmeden, Barış İçinde, Eşit, Özgür, Adil, Aydınlık Bir Dünya; Bağımsız ve Demokratik Bir Türkiye Dileğiyle…