• 6 August Tuesday
  • MMO
Enerji Yönetiminde Başarılı Olabilmek İçin; Enerjinin Somut ve Görünür Hale Getirilmesi Gerekmektedir

Ülkemizin enerji verimliliği göstergelerinde iyileşmeler görülse de enerji verimliliği potansiyelimiz göz önüne alındığında düşük hızlı bir ilerleme kaydettiğimizi söyleyebiliriz. Özellikle sanayi ve binalar sektörlerindeki küçük gelişmeler, enerji verimliliğini temel bir hedef olarak henüz benimsemediğimizi ve yeterince çaba göstermediğimizi göstermektedir.

Arzu Gürkan

Makina Mühendisi

Enve Enerji Genel Müdür Yardımcısı

Enerji tasarrufu ve verimliliği, enerji arz güvenliğinin sağlanması, dışa bağımlılığın azaltılması, çevrenin korunması ve iklim değişikliğine karşı mücadelede etkinliğin arttırılması gibi hedefleri olan ulusal strateji hedeflerimizin ve enerji politikalarımızın en önemli bileşenlerinden biridir. Enerji yöneticileri ülkemizin hedeflerine ulaşmasında kilit rol oynamaktadır. Bu nedenle öncelikle ülkemizin enerji arz ve talep göstergelerini, dünyadaki gelişmeleri takip etmek zorundadır.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının verilerine göre Türkiye’de 2017 yılında toplam enerji tüketimi 1990 yılına göre %177, 2005 yılına göre %64, 2016 yılına göre ise %6,7 oranında artarak 145,3 Mtep (milyon ton eşdeğer petrol) olmuştur.

Türkiye’de, 2017 yılında toplam enerji tüketiminin dağılımına bakıldığında, en yüksek tüketimin %24,8 ile mesken ve hizmetler ve %24,4 ile sanayi sektöründe gerçekleştiği görülmektedir. Bunu %23,1 ile enerji ve çevrim sektörü, %19,6 ile ulaştırma, %5,1 ile enerji dışı ve %2,9 ile tarım ve hayvancılık sektörü takip etmektedir.

Enerji verimliliğinin önemli bir göstergesi olan birincil enerji yoğunluğu indeksi uygulanan önlemlerle 2000-2017 döneminde yıllık bazda ortalama %1,3, nihai enerji yoğunluğu indeksi ise %1,4 oranında azalma göstermiştir. 2000 yılına göre karşılaştırma yapıldığında 2017 yılında birincil enerji yoğunluğu indeksinde %20,5, nihai enerji yoğunluğu indeksinde ise %20,8 oranında iyileşme söz konusudur.

Gösterge değerlerindeki düşüş enerji verimliliğinin iyileşmesi anlamına gelmektedir. Birincil enerji yoğunluğu bölgesel ve ülkeler bazında bir birim GSYH yaratabilmek için ne kadar enerji gerektiğini ölçen bir enerji verimliliği göstergesidir (Kaynak: ETKB). Ülkemizin enerji verimliliği göstergelerinde iyileşmeler görülse de enerji verimliliği potansiyelimiz göz önüne alındığında düşük hızlı bir ilerleme kaydettiğimizi söyleyebiliriz. Özellikle sanayi ve binalar sektörlerindeki küçük gelişmeler, enerji verimliliğini temel bir hedef olarak henüz benimsemediğimizi ve yeterince çaba göstermediğimizi göstermektedir. Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planında yer alan hedeflere ulaşmamızı sağlamak için agresif ve kararlı davranmak gerekmektedir.

Artan enerji maliyetlerini nihai kullanıcılar açısından değerlendirdiğimizde enerji yönetiminin son derece karmaşık hale geldiği bir zamana girdiğimiz aşikardır. Kuruluşlar son dönemde artan emtia fiyatları, değişen düzenlemeler, yeni tüketici talepleri, iklim değişiklikleri ve yatırımcıların baskısı ile karşı karşıyalar. Kuruluşların giderek artan bu zorlukları aşmalarına yardımcı olmak için de enerji yöneticilerinin rolü önem kazanmış durumdadır. Enerji yöneticileri, enerji maliyetlerini düşürmeyi başarabilmeli, çeşitli riskler ve bunların birden fazla alandaki operasyonlar üzerindeki etkileri hakkında bilgi sahibi olmalı ve yeni ve gelişen teknolojileri takip etmelidir. Verileri temel alan programlar oluşturabilmeli ve tüm enerji etkin kullanıcıları enerji verimliliği ortak paydasında birleştirebilmelidir.

Günümüzde enerji yönetimi konusunda özellikle üç bileşen göze çarpmaktadır: Etkinlik, veri izleme ve sürekli iyileştirme.

Etkinlik: Enerji yöneticileri, çapraz bölümleri birbirine bağlayabilmeli, satın alma, finans, pazarlama, tasarım ve diğer sektöre özel gruplar dahil olmak üzere farklı bölümleri enerji verimliliği konusuna ortak çalışmalar yapmaya özendirmeli, programlar oluşturmalıdır. Enerji yönetiminde tüm bölümlerin desteği programın başarısı için çok önemlidir. Üst yönetimin desteğinin güvence altına alınması, bir enerji yöneticisinin başarısı için çok önemli olan bir başka önemli faktörüdür. Sürdürülebilir ve etkili bir enerji yönetimi programı, üst yönetimin onayını gerektirir. Yukarıdan aşağıya destek olmadan, enerji yönetimi yetersiz kalacaktır. Enerji yöneticileri yalnızca enerji tüketim verilerine odaklanmış olsa da, artık su ve karbon emisyonları gibi diğer kaynakları da takip etmelidir.

Veri İzleme: Veri, bir enerji eylem planının temelini oluşturur, operasyonel iyileştirmelere öncelik vermenin ve yatırımların belirlenmesinin anahtarıdır. Trend, sistem, hava durumu ve diğer faktörlerin etkili analizi, şirketlerin enerji yönetimi yatırımlarından elde ettikleri faydayı en üst düzeye çıkarmasına yardımcı olacaktır. Veri izleme yatırımın doğru yapıldığını göstermek için de gereklidir. Veri izlemeye günümüzün zorlu sermaye ortamında her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır.

Sürekli iyileştirme: Enerji yönetimi statik değildir, kuruluşların karşı karşıya kalacağı zorlukları ve talepleri karşılaması gereken devam eden bir süreçtir. Projenizin sürekli desteklenmesini ve başarısını sağlamak için anahtar performans göstergelerini kullanarak ilerlemeyi değerlendirmek ve değiştirmek için önemli enerji kullanıcıları ile işbirliği halinde çalışılmalıdır.

Enerji yöneticileri işletmenin üst yönetiminden müşterilerine kadar işbirliği içinde çalışmalı, enerji verimliliği fırsatları araştırmak, portföy genelinde tüketimi azaltmak ve temel performans göstergelerini belirlemek için özel ve uygulanabilir öneriler sunmalıdır.

Enerji yöneticileri sorunları yaratıcı bir şekilde çözmeli ve beceri ve uzmanlıklarını kullanarak zorlukları fırsata dönüştürmelidir. Enerji yöneticileri kaynak tüketimini (su, elektrik, doğal gaz vb.) azaltacak projeler üretmeli, sermaye projeleri için şartnameler oluşturmalı, en verimli, en iyi performansı sağlayan ekipmanları seçmelidir.

Enerji yöneticileri sermaye yoğun enerji programlarına liderlik edebilmeli, yürütme toplantıları, paydaş görüşmeleri ve veri analizi yoluyla projelerin doğru bir şekilde uygulandığından emin olmalıdır. Bu yaklaşım, enerji projelerinin tanımlamasına ve önceliklendirilmesine, örgütsel bir anlayış yaratılmasına ve programın başarısını desteklemek için diğer birimlerin katılımına ve kaynak aktarılmasına yardımcı olacaktır.