• 3 September Tuesday
  • MMO
Uluslararası Üretim Zincirleri Bağlamında Türkiye Otomotiv Sektörü, Güncel Otomotiv Teknolojisi ve Teknoloji Transferi-IV

Her ne kadar biraz daha az ölçekli üretim gerçekleştiren fabrikalar gelecekte önem arz etmeye devam edecek olsalar da otomotiv sektörü önümüzdeki yıllarda da kitle üretimi yapacaktır. Bu nedenle geniş pazarlara ihtiyaç duyan bir sektör olma niteliğini koruyacaktır. Bu noktada da rekabet gücünün “mihenk taşı” olarak yurt içi pazarlara egemen olabilme kapasitesi daima öncelik taşıyacaktır.

Mertkan Akay

Makina Mühendisi

MMO İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi

Otomotiv Sanayiinde Sermayenin Birikim Koşulları:

Otomotiv sektöründe bir üretim yeri kurarken başlangıç yatırımı için oldukça yüksek miktarlar gerekmektedir. 1990 yılı itibariyle Avrupa’da yeni model bir otomobil üretimi için (tasarım, araştırma, makina teçhizatı dâhil olmak üzere) 1.5 milyar dolar ve Çin’de 35 bin araçlık bir montaj fabrikası için 150 milyon dolar gerekmektedir.

Bir otomobil fabrikasının kapasitesi en az yıllık 250 bin adet araç üretiminde iktisadi olabilmektedir. Günümüzde yeni yönetim teknikleri ve esnek teknolojiler sayesinde daha az (örneğin 150 bin) araç üretimiyle de karlı olabilen fabrikalar vardır. Bunların kapasite kullanım oranları da talepteki düşüşlerle birlikte azalma eğiliminde olup bu olgu karlılık üzerinde büyük baskı yapmaktadır. Özellikle otomasyona dayalı üretim için yapılan büyük çaplı yatırımlarda olduğu gibi. Örneğin pek çok Japon firmasının fabrika kapasitesinin ortalama %90’ının kullanılması durumunda ancak başa baş noktasına erişebildiklerini göstermektedir.

Her ne kadar biraz daha az ölçekli üretim gerçekleştiren fabrikalar gelecekte önem arz etmeye devam edecek olsalar da otomotiv sektörü önümüzdeki yıllarda da kitle üretimi yapacaktır. Bu nedenle geniş pazarlara ihtiyaç duyan bir sektör olma niteliğini koruyacaktır. Bu noktada da rekabet gücünün “mihenk taşı” olarak yurt içi pazarlara egemen olabilme kapasitesi daima öncelik taşıyacaktır.

Sermayeler Arası İlişkiler Üretim Koşulları:

Halen devam eden ekonomik krizin önemli bir özelliği dünya ölçeğindeki oligopolistik rekabetin hızlı bir tırmanış içinde olmasıdır. Sektörde rekabetin keskinleşmesiyle birlikte çatışma ve işbirliği el ele ilerlemektedir. Sektörde artan rekabet özellikle 1970’li yıllardan itibaren Japon firmalarının pazara girmesiyle iyice şiddetlenmiş ve sektörün dünya ölçeğinde yeniden yapılanmasının itici gücü olmuştur. Küresel düzeyde rekabetin bir sonucu olarak hem fiziki sermayenin (fazla kapasite) hem de insan “sermayesinin” değersizleşmesi (istihdamın azaltılması, çalışma sürelerinin uzatılması, ücretlerin aşağı çekilmesi) söz konusudur.

Yoğun rekabette müşteri ve pazar payı için yapılan mücadele, kendini özellikle fiyat savaşlarında ve fiyat indirimlerinde ortaya koymaktadır. Bunun sonucunda firmalar azalan karlılıkla karşı karşıyadır.

Özellikle “Japon tehditi” birçok firmayı yeniden yapılanmaya sevk etmiştir. Japonya’nın Amerikan otomobil piyasasındaki payı 1970’te %5’ti; 1990’da ise bu oran %28’e çıkmıştır.

Büyük üretici firmalar bu üretim rakamları ve kuşkusuz bu rakamlardan daha yüksek olan kurulu kapasiteleriyle dünya otomotiv sektöründe belirleyici bir konumdadırlar. En büyük dört firmanın 1985-1995 yılları arasında dünya pazarındaki payları %40.9’dan %44.6’a yükselmiştir. Aynı dönemde en büyük on firmanın dünya pazarındaki payları ise %63.9’dan %71.2’e yükselmiştir. En çok üretim yapan ilk 20 firma dünya üretiminin %90’dan fazlasını, ilk 10 firma ise %70’den fazlasını gerçekleştirmektedir.

İstatistiki veriler dikkate alındığında sektörün dünya çapında yaşadığı yapısal aşırı üretim krizinin giderek derinleştiğini söylemek mümkün. Görünen odur ki ancak dünyanın en büyük pazarlarında söz sahibi olan az sayıdaki büyük firma (global players) ayakta kalabilecektir. Geçmiş yıllarda 52 tane olan bağımsız otomobil üreticisinden günümüzde 15 firma geriye kalmıştır.

Otomotiv sektörüne sermaye açısından baktığımızda sınai sermaye bileşenleri ile finansal sermayenin nasıl iç içe geçtiği görülmektedir. Almanya’nın en büyük sınai şirketlerinden Daimler Benz’in en büyük hissedarı ülkenin en büyük özel bankası olan Deutsche Bank’tır. Şirketin hisselerinin dağılımı şöyledir: Deutsche Bank %24.4, Kuveyt Emirliği %13; gerisi 450 bin hissedar arasında dağılmıştır. Bu 450 binin içinde Commerzbank AG, Dresdner Bank, Robert Bosch GmbH, R+V Allgemeine Versicherung gibi özel banka ve sigorta şirketleri yer almaktadır.